
30. yıldönümünü kutlayan Monte-Carlo Bahar Festivali (Festival Printemps des Arts de Monte-Carlo) benim gözümde sıradışı konserlere sahne oluyor. Daha önce hiçbir festivalde görmediğim müzikal bireşimlere şahit oluyorum burada. Örneğin, İstanbul’a geçenlerde gelen ama kaçırdığım Parker Dörtlüsü Haydn’ın yaylı çalgılar dörtlülerini çalmak üzere sahnedeki yerini almadan önce çok değil 3 dakikalık bir çağdaş solo keman eseri dinliyoruz. Hem de atonal bir eser. Veya usta lavtacı Rolf Lislevand yönetimindeki Kapsberger Ensemble Rönenans dönemi çalgısal eserlerini icra etmeye geçmeden önce sahnede tek başına beliren bir başka kemancı yine yaşayan bestecilerden birinin kısa atonal solo keman eserini yorumluyor. Bu konserin ikinci yarısında ise Haydn’ın beş bariton triosunu üst üste icra edecek olan Ensemble l’Amoroso’dan önce Charles Pennequin sahneye gelerek ”happening” havasında iki modern şiir okuyor…
Evet, tüm bu söylediklerim Monte-Carlo’da iki gün içinde yaşandı. Mart ayı ortasıyla nisan ayı ortası arasında 5 haftasonu boyu süren Festivalin 21-24 Mart günleri arasını Andante adına izlemek üzere dünyanın bu en küçük ikinci devletindeyim. Ha bu arada, seslendirilen bu modern eserlerin her birinin 3′er dakikayı geçmediğini ve Festival tarafından otuzuncu yıla özel olarak sipariş edildiğini önemli bir not olarak aktarayım. Ama aktaracaklarım bunlarla sınırlı değil!.. İzlediğim konserlerin ilkinde Haydn’ın dörtlülerinden biri konser sırasında iki kez çalındı! Üstelik hangi eserin iki kez çalınacağı festivalin kalın kitapçığında yer alan konser programında belirtilmişti. Böyle bir uygulamaya da ilk kez tanıklık ettim. Tüm bu sıradışılıkların üzerimdeki etkisini ayrıntılarıyla anlatmayı sürdüreceğim…