Verdi: Il Trovatore
Placido Domingo (Luna Kontu), Anna Netrebko (Leonora), Gaston Rivero (Manrico), Marina Prudenskaya (Azucena), Adrian Sampetrean (Ferrando), Anna Lapkovskaja (Inez), Florian Hoffmann (Ruiz), Staatskapelle Berlin ve Korosu-Daniel Barenboim
Staatsoper im Schiller Theater, Berlin / 4 Aralık 2013

Solda sağa: Adrian Sampetrean (Ferrando), Marina Prudenskaya (Azucena), Placido Domingo (Luna Kontu), Daniel Barenboim, Anna Netrebko (Leonora), Gaston Rivero (Manrico), Anna Lapkovskaja (Inez), Florian Hoffmann (Ruiz). Arkada Staatskapelle Berlin.

Prodüksiyon baştan sonra arkada görülen duvar benzeri ”kutu”nun içinde cereyan etti. Rejisör Philipp Stölzl bu durumdan kaynaklanabilecek yeknesaklığı aşmak için her perdede, video projeksiyon yöntemiyle, karakterlerin arya ve düetlerinde anlattıklarını tahtaya yansıtmak suretiyle görselliğe döktü. Ayrıca Olaf Freese’nin son derece etkili ışık kullanımıyla eserin başından sonuna dek duvarlar parlak ve loş olmak üzere bambaşka renklere bürünerek rejideki masal etkisi güçlendirilmeye çalışıldı. Stölzl’ün rejisi kimi gereksiz kimi de buluşçu sayılabilecek o kadar çok sayıda detay içeriyor ki, hepsini toparladıktan sonra bunları daha geniş biçimde ele alacağım.
Tenor Gaston Rivera, Ukraynalı müthiş tenor Aleksandrs Antonenko’nun yerine Trovatore’nin tüm temsilleri için angaje edilmiş. İtalyan sıcaklığına sahip, Antonenko’nunki kadar geniş olmayan bir sesi var Rivera’nın. Oyunculuğu da tutkulu. Beni ve salondaki hemen herkesi tatmin etti zavallı Manrico’daki performansı. Marina Prıdenskaya olağanüstü bir Azucena’ydı. Yaşlı ve çirkin bir çingene kadın yerine rejide sirkten kaçmış bir cambaz görüntüsü veriyordu Azucena; pastel renkli damalı desenli kabarık eteği, kızıl renkteki kabarık saçları, beyaza boyalı yüzü ve kırmızı renkle çevrelenmiş gözleriyle. Gecenin yıldızıydı diyebilirim Prudenskaya için.

Placido Domingo, bariton kariyerindeki bu yeni rolünde zor bir işin altına girmişti doğrusu. Böylesi çetin bir görevin altından Simon Boccanegra’da olduğu kadar başarıyla kalktığı pek söylenemezdi ama. Yaşayan efsane sık sık nefes kontrolünden yana sıkıntı yaşadı. Bu sıkıntısını ikinci yarıda biraz da olsa yendiği söylenebilir ama ilk iki perdedeki zorlu sahnelerin Domingo’daki bu arızaya kurban gittiği de bir gerçek. Yine de Domingo’nun Luna Kontu’ndaki performansı üzerine akla geliveren bu eleştirileri bir de yazıya döktükten sonra insan düşünemeden edemiyor: Hey, adam 72 yaşında be dostlar (Bir rivayete göre 75)!.. Biz yine de gelin ayakta alkışlayalım bu mucizeyi!..

Dünyanın ama belki de en fazla Almanya’nın opera süperstarı Anna Netrebko. Almanlar ona adeta tapıyor. Perde açılmadan önce sahneye çıkan yetkilinin ‘Berlin’in havas malum, sanatçımız Anna Netrebko…’ diye söze başladığı anda salonun her sırasından yükselen ”oooo…. aaaaa… mein gott…” nidalarını duymalıydınız. Neyse ki Netrebko, benim de içinde bulunduğum sevenlerini üzmedi ve geçirmekte olduğu soğuk algınlığından dolayı izleyicilerden sadece ”anlayış” talep etti. Netrebko, pötikare desenli kabarık tuvaleti, sapsarı lüle saçları, mimik ve jestleriyle Leonora’dan çok Olimpia’ya benzemişti. Koyu ve puslu sesi, soğuk algınlığından mütevellit zaman zaman detone olmakla birlikte çok şükür yerli yerinde duruyordu. Belcanto stiline yatkınlığından güç alarak Leonora’nın süslü aryalarını kontrolü elden bırakmadan pek güzel seslendirdi, bol bol alkış ve ”brava” derledi.
Staatsoper im Schiller Theater’in Il Trovatore’si 2013-14 sezonunun en merakla beklenen yapımlarından biriydi. Tüm temsillerin biletleri tükenmiş bulunuyor. 29 Kasım’daki prömiyerin biletlerinin karaborsada 1000 Euro’dan gittiğini öğrendik. Bu müthiş şovdan daha geniş yorumlar ve fotoğraflar Andante’nin internet sitesinde ve belki de basılı derginin önümüzdeki sayılarında.
Serhan Bali, Berlin, 4 Aralık 2013