CRR Konser Salonu Aslına Rücu Ediyor

20131003_173110

Cemal Reşit Rey (CRR) Konser Salomu, 1986 yılında dönemin İstanbul Belediye Başkanı Bedrettin Dalan tarafından açıldıktan sonra Filiz Ali ve Aydın Gün’ün sanat yönetmenliğini üstlendikleri dönemlerde, nitelikli Klasik Batı Müziği etkinliklerinin düzenlendiği, İstanbul’un en prestijli sahnelerinden biri olarak ünlendi. Ne var ki, 2000’li yılların ilk yarısından itibaren İstanbul’da sayısı artan klasik müzik etkinlikleriyle oluşan rekabet ortamı ve başta İş-Sanat olmak üzere geniş ödenekli yeni resital-konser salonlarının açılmasıyla sendeleyip günden güne kan kaybeden CRR, Yalçın Çetinkaya’nın 2005 yılında salonun genel sanat yönetmenliğini üstlenmesiyle birlikte yeniden yükselişe geçti.

Çetinkaya, salonun kuruluş yıllarında saptanan ilkelere rücu eden kararlı ve dinamik yönetimiyle Klasik Batı Müziği programlarının sayısını ve niteliğini artırarak CRR’yi yeniden şehrin iddialı klasik müzik sahnelerinden biri yapmayı başardı. Çetinkaya’nın görevini 2009 yılında devrettiği ney sanatçısı Kemal Karaöz ise CRR’nin sezon programlarındaki Klasik Batı Müziği konserlerini görevde kaldığı üç yıl boyunca bir hayli aşağı çekerek, doğan boşluğu, sayısını artırdığı Klasik Türk Müziği, Tasavvuf Musikisi ve dünya müziği programlarıyla doldurma yoluna gitti. Salonun sarkaç gibi bir o tarafa bir bu tarafa giden çizgisini yakından takip eden İstanbullu klasik müzik tutkunları CRR’nin Filiz Ali-Aydın Gün-Yalçın Çetinkaya dönemlerinde tutturduğu çizgiyi mumla arar oldu.

CRR’nin genel sanat yönetmenliği koltuğunda 2012 yılından beri Ozan Binici oturuyor. 1977 doğumlu Binici, İTÜ Türk Musikisi Devlet Konservatuvarı’nın Kompozisyon bölümünden 2005 yılında mezun olmuş. 2006-2011 yılları arasında İstanbul Kent Orkestrası’nda aranjör olarak çalışmış. Aldığı çift yönlü eğitim sayesinde hem Batı hem de Türk müzik çevrelerine yakın duruyor. Ama 2013-2014 sezonunu kamuoyuna duyurmadan hemen önce bugün yaptığımız sohbette Binici’den CRR’nin ilk 15 yılında ve Çetinkaya dönemlerinde sergilenen Klasik Batı Müziği ağırlıklı programcılık anlayışına geri dönüleceği izlenimini alıp mutlu oldum.

Belediye ihale kanunu esaslarına göre çalışan CRR Konser Salonu, Ekim-Aralık 2013 dönemi programını 1-2 gün içinde açıklayacak. Ayrıntılarını sitemizde sunacağımız programdan bazı ilginç temaları ise bu yazıda okurlarıma çıtlatayım istiyorum. Binici’den yeni sezona dair aldığım ilk müjde, CRR Senfoni Orkestrası’nın her ay bir konser vereceğini öğrenmek oldu. Hatta Orkestra bu aya özgü olmak üzere çift konser verecek. Son birkaç yıldır ihmal edildiğini görüp üzüldüğümüz CRR Senfoni Orkestrası’nı bu sezon her ay izleyecek olmamız müjdeli bir haber; bu haber aynı zamanda bu sezon daha fazla Türk orkestra eseri dinleyeceğimiz anlamına da geliyor.

Ozan Binici’nin oda müziğine yönelik yoğun ilgisini sohbetimiz sırasında birkaç kez vurgulaması da çok hoşuma gitti. İstanbul’un halihazırda iki oda müziği sahnesi var. Albert Long Hall çok köklü ama lokasyon itibariyle İstanbul’un belli bir kesimine hitap edebilen bir mekan. Süreyya Sahnesi de Kadıköy’de bulunması itibariyle Avrupa yakasında oturanlar için öncelikli bir destinasyon olamıyor maalesef. İşte bu noktada, CRR Konser Salonu’nun başında oda müziğine bu kadar sıcak yaklaşan bir genel sanat yönetmeninin bulunmasını, Avrupa yakasında oturan oda müziği tutkunları için bir şans olarak görmemek mümkün mü? Bu türün ülkemizde gün geçtikçe daha fazla sevilip yaygınlaşıyor olması, CRR gibi köklü kurumların sahnelerini oda müziğine daha fazla açmasını değerli kılıyor. Binici konuşmamız sırasında, bu sezon CRR Solistleri adı altında yeni bir oda müziği oluşumuna da imza atacaklarını vurguladı. Borusan’ın geçtiğimiz aylarda oluşturduğu Borusan Virtüözleri’ne benzer biçimde, genişleyip daralan yapıda olmasını beklediğimiz bu topluluğun solistleri CRR Senfoni Orkestrası müzisyenlerinden devşirilecek.

Binici sohbetimizde bir de heyecan verici bir projesinden daha bahsetti ama onun detaylarını burada açıklamama söz konusu ihale kanunu mani! Şu kadarını çıtlatayım: Günümüzün çok ünlü ve gerçekten de çok formda (Bu yılki Luzern Festivali’nde gözlerim ve kulaklarımla şahit oldum) bir yabancı orkestrası CRR Konser Salonu’nun 2014 yılı yerleşik misafir topluluğu sıfatıyla tam dört konser verecek. Konserlerden ilki Ocak ayı başında, ikincisi de Nisan ayı içinde yapılacak. Kalan iki konserin ise gelecek yılın son üç ayı içinde düzenlenmesi planlanıyor. Ayrıca bu ünlü orkestranın içinden İstanbul için özel olarak seçilen bazı müzisyenler Kasım ayında gelip CRR’de bir oda müziği konseri verecekler.

CRR’nin ilk üç ayında, oda müziği konserleri ve resitallerde izleyeceğimiz ünlü yabancı solistler arasında çellist Alisa Weilerstein, piyanist Eric Le Sage ve flütist Emmanuel Pahud de bulunuyor. Pahud, resitalinde flütüyle bir de solo eser çalacak. CRR’nin en güzel sürprizlerinden birini ise sona sakladım. Rus besteci Dimitri Şostakoviç’in müziğinden hoşlananlar hazırlıklı olsunlar çünkü 11-12-13 Kasım günlerinde düzenlenecek olan 3 günlük Şostakoviç Festivali CRR’de onları bekliyor olacak. Orkestra şefi ve keman solisti Hakan Şensoy’un bir projesi olan bu özel festivalde Şostakoviç’in önde gelen eserleri 3 gün boyunca öğleden sonra ve akşam saatlerinde fuayede ve ana sahnede yapılacak olan oda müziği konserleri, resitaller ve senfoni orkestrası konserinde çalınacak. Şostakoviç Festivali bu yoğun formatıyla CRR için de bir ilk olacak.

Serhan Bali

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayınlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Şu HTML etiketlerini ve özelliklerini kullanabilirsiniz: <a href="" title=""> <abbr title=""> <acronym title=""> <b> <blockquote cite=""> <cite> <code> <del datetime=""> <em> <i> <q cite=""> <strike> <strong>